Who are you to wave your finger?
– Sen kimsin ki parmağını sallıyorsun?
You must have been outta your head
– Aklın başında olmalı
Eye hole deep in muddy waters
– Çamurlu sularda derin göz deliği
You practically raised the dead
– Ölüleri neredeyse sen büyüttün.
Rob the grave to snow the cradle
– Beşiği kar yağdırmak için mezarı soyun
Then burn the evidence down
– O zaman kanıtları yak
Soapbox house of cards and glass so
– Soapbox ev kartları ve cam yani
Don’t go tossin’ your stones around
– Taşlarını etrafa savurma.
You must have been high
– Yüksek olmalı
You must have been high
– Yüksek olmalı
You must have been
– Olmalısın
Foot in mouth and head up ass-hole
– Ayak içinde ağız ve kafa Yukarı göt delik
Whatcha talkin’ ’bout?
– Whatcha talkin’ ’bout?
Difficult to dance ’round this one
– Bunun etrafında dans etmek zor
‘Til you pull it out, boy
– ‘Çekin kadar, çocuk
You must have been so high
– Çok uçmuş olmalısın.
You must have been so high
– Çok uçmuş olmalısın.
Steal, borrow, refer, save your shady inference
– Çalmak, ödünç almak, başvurmak, gölgeli çıkarımınızı kurtarmak
Kangaroo done hung the juror with the innocent
– Kanguru bitti jüri üyesini masumlarla astı
Now you’re weeping shades of cozened indigo
– Şimdi rahat çivit tonlarını ağlıyorsun
Got lemon juice up in your eye
– Gözüne limon suyu kaçtı.
When you pissed all over my black kettle
– Siyah su ısıtıcımın her tarafına işediğinde
You must have been high high
– Yüksek yüksek olmalı
You must have been high high
– Yüksek yüksek olmalı
Who are you to wave your finger?
– Sen kimsin ki parmağını sallıyorsun?
So full of it
– Çok dolu
Eye balls deep in muddy waters
– Çamurlu sularda derin göz topları
Fuckin’ hypocrite
– Lanet ikiyüzlü
Liar, lawyer; mirror show me, what’s the difference?
– Yalancı, avukat; ayna göster bana, fark nedir?
Kangaroo done hung the guilty with the innocent
– Kanguru masum ile suçlu asılı bitti
Now you’re weeping shades of cozened indigo
– Şimdi rahat çivit tonlarını ağlıyorsun
Got lemon juice up in your eye, eye
– Gözüne limon suyu kaçtı, gözüne
When you pissed all over my black kettle
– Siyah su ısıtıcımın her tarafına işediğinde
You must’ve been…
– Olmalısın…
So who are you to wave your finger?
– Kim dalga parmağına misin?
Who are you to wave your fatty fingers at me?
– Kim dalga yağ lekeleri için benimle uğraşıyorsun?
You must have been out your mind
– Aklını kaçırmış olmalısın
Weepin’ shades of indigo
– Ağlayan indigo tonları
Trapped without a reason
– Sebepsiz yere kapana kısılmış
Weepin’ shades of indigo
– Ağlayan indigo tonları
Liar, lawyer; mirror for ya’, what’s the difference?
– Yalancı, avukat; ayna senin için, fark nedir?
Kangaroo be stoned. He’s guilty as the government
– Kanguru taşlanacak. Hükümet kadar suçlu.
Now you’re weeping shades of cozened indigo
– Şimdi rahat çivit tonlarını ağlıyorsun
Got lemon juice up in your eye, eye
– Gözüne limon suyu kaçtı, gözüne
Now when you pissed all over my black kettle
– Şimdi siyah su ısıtıcımın her tarafına işediğinde
You must’ve been
– Olmalısın
High
– Yüksek
High
– Yüksek
High
– Yüksek
High
– Yüksek
Eyeballs deep in muddy waters
– Çamurlu sularda derin Gözbebekleri
Your balls deep in muddy waters
– Taşaklarını çamurlu sularda derin
Ganja Please
– Gence Lütfen
You must have been out your mind
– Aklını kaçırmış olmalısın

Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.