I was the water and you were the boat
– Ben suydum, sen de tekneydin.
You said you’re drowning, though I kept you afloat
– Boğulduğunu söylemiştin ama seni ayakta tuttum.
I was the anchor when you needed ground
– Yere ihtiyacın olduğunda demir atmıştım.
I wanted to hold you without holding you down
– Seni tutmadan seni tutmak istedim
The memory of you won’t let me go
– Senin anın gitmeme izin vermiyor
It’s there on the shore letting me know
– Orada, kıyıda bana haber veriyor.
The further you get, the closer I am
– Ne kadar uzağa gidersen, o kadar yakınım
To finding a place I understand
– Anladığım bir yer bulmak için
Where will I feel alive?
– Nerede canlı hissedeceğim?
Alive?
– Yaşıyor musun?
Where will I feel alive?
– Nerede canlı hissedeceğim?
Alive?
– Yaşıyor musun?
(We are closer than ever)
– (Her zamankinden daha yakınız)
(We are closer than ever)
– (Her zamankinden daha yakınız)
We are closer than ever
– Her zamankinden daha yakınız
We are closer than ever
– Her zamankinden daha yakınız
Where will I feel alive?
– Nerede canlı hissedeceğim?
Alive?
– Yaşıyor musun?
Where will I feel alive?
– Nerede canlı hissedeceğim?
Alive?
– Yaşıyor musun?
(We are closer than ever)
– (Her zamankinden daha yakınız)
(We are closer than ever)
– (Her zamankinden daha yakınız)

Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.